belki birgün hiçbirşey istemeyecek,belki birgün sadece saklanmak isteyecek.insanın başına gelebilir haller bunlar.büyüdükçe utanıyor hallerinden silip karalıyor ne varsa geçmişte yaptığını.yakıp ta tövbe ediyor yazmaya ama onu dinleyen sadece karaladığı boş sayfa.vazgeçemiyor...
yapılan testlerde akreplik seviyeniz çok yüksek değerlerde çıktı hanımefendi ....
……….. ımm düşünelim bakalım! Güzel bir odaydı kırmızı ağırlıklı. Başta tereddüt yoktu…beklide çok hızlı geliştiği için. Mini bardan bir şeyler aldık, ben hiçbir şey söylemedim. O da hiçbir şey söylemedi ama bakışlarından beni gerçekten istediğini anladım. Vücuduma baktı, bende biraz esnettim…göğüslerime baktı bende biraz gerdim onları. Bana dilediğini yapmasını istediğimi anladı, üstümden düşeceğinin farkında değilmişim gibi bluzumun düğmelerini açtım ve saçımı düzelttim. Bana yaklaştı nefesini hissettim sonra beni boynumdan tutup, gözlerim kapalı ve çıplak olarak yatağa uzanmamı istedi. Işıkları kapadı ama banyoda ki hariç. Sonra o da soyundu onu görmedim ama gözlerini üzerimde hissettim. Üzerime yattı, ağzını boynumda hissettim dilini göğüslerimde sonrada burada…!
- Devam edeyim mi ?
- Hıhhhh
Bana hemen sahip olmak istedi ama bu bana çok hızlı geldi…Ayağa kalkıp bir kadeh daha içtim, susamıştım. Bana arkadan yaklaştı ve arkamda durdu. Üstüne çıkıp başımı geriye attım…. Genelde erkekler kendilerine bakılmasını istemez, onları heyecanlandıran şeye yoğunlaşırlar.
- Ne kadar sürdü ?
Hatırlamıyorum oldukça uzun. Tatmine ulaştığında çığlığını zor tuttu, galiba çok sevk aldı…
- Ya sen…sen nasıl hissettin ?
Bunun arkasında senin olduğunu bilmemesi garip bir şekilde beni heyecanlandırmıştı. Ama geri kalanında hayır, müşteri ile beraberken bir şey hissetmem
- O bunu fark etti mi ?
Ben oynarım, bu benim işim
Nathalie………
Bir şeyler söylemek istiyorum ama beklide yararı yoktur, bir kez daha kandırıldık…erkeklere özgü şekilde,kurnazca biz cömert misafirperver ve şefkatli davrandık..konuştuk, tartıştık şarkı söyledik, en saf ve samimi ayinlerimizi bile hiç bir şey saklamadan kadınsı çekingenliklerimiz olmadan yaptık; bunları bizden ne kadar mutluluk ne kadar özgürlük ne kadar sevgi çalındığını anlamayanlara anlatma amacı ile yaptık…
Bizler, bir kez daha gösterisini, nevrotik kabaresini anlatmasına olanak veren birer bahaneyiz sadece…………………..konuşmalarımızı çalıyorsun!
………………………..sonra çarpık kelimelerinle, korkarım ki onları başkalarına anlatabilmek için ıslak, pis, koca ağzında saklıyorsun
yendri-born dead
alreadydead!
Conceiving You
I've been watching you
Not waiting for the right moment to make the first move
Do you want to know
Why I keep avoiding your eyes
And why I'm running away?
It's crazy, I know
I've been conceiving you for too long
Or maybe I'm destined to be alone?
Or maybe there's someone who will understand
That I'm not able to share my world?
I'm still running away
It's crazy, I know
I've been conceiving you for too long
If only I could change all things around
Still conceiving you all along...
I've been conceiving you for too long
If only I could change all things around
I've been conceiving you for too long
I've grown used to that
Still conceiving you all along...
Sakın…………………(uzun ama ilk nefesiymiş gibi derin taze bir hava çekip içine) sakın korkma….dedi. gözlerimi yavaşça elleri ile kapayıp hızlı rüzgarın içine daldık birlikte. Bir yere gittiğimizi daha doğrusu düştüğümüzü hissedebiliyor ama bunun neresi olduğunu ve beni tutanın kim olduğunu bir türlü anımsayamıyor hatta anlayamıyordum. En son hatırladığım şeyin ne olduğunu bile bilemiyordum hafızamı ne kadar zorlasam da bir türlü hatırlayamıyordum, yüzümün ne şekil aldığını merak ettim o anda çünkü gözlerimi kapatan el yavaşça kafamı okşayıp zorlanamam gerektiğini söylemeye çalışıyordu bana. Çok şiddetli bir biçimde yere çarptık ama beni saran her ne ise içinde ki boşluk o kadar kuvvetliydi ki beni adeta içine hapsedip kocaman bir balondaymışım gibi olduğum yerde havada asılı bıraktı hiçbir şey hissedemiyordum uzayda asılı kalmak yada süzülmek gibiydi. Kendi kendime olduğum bu hissi çok sevdim ilk defa yalnızlık bana doyurucu gelmeye başladı, etrafımda dönen uzun beyaz şeylere gözlerim alıştıkça birer kanat olduğunu anladım o korkuyla kendimi beni saran kucaktan hızlıca attım etrafımda ki o karanlık beyaz yavaşça silinmeye başlıyordu burası etrafı denizlerle resmen kapatılmış minicik bir adaydı ucu bucağı olmayan denizin rengi sarı gökyüzü pembe ufuk çizgisinin kaybolan uzaklığı ise gri renkteydi
-korkuyorum…..hem de çok…..
-ne gerek var kurtulduk işte….diye cevap verdi
- kimden neyden nasıl….?? O kadar soru vardı ki beynimde ama hiç birinin cevabını duymak istemiyordum gözlerime o kadar zayıf ve inançlıca baktı ki bir anda tüm sorulardan vazgeçtim
-evet haklısın hepsi geride kaldı….diyebildim
-gel otur yanıma…hemen dizlerimin yanına çök ve biraz dinlen etrafına iyice bak ve dinlemeye hazır olunca bana sor….dedi
-ımmm..demek sormam gerekiyor yeniden kurtulduğum sandığım o sakin korku beni ele geçirdi
-peki neden buradayız biz kimiz ve sen nesin..?
-aklına gelebilecek, kurduğun ve korktuğun tüm senaryoları sil…hepsi yalan. Az önce cennetten kaçtık el sürülmediğine inandığım bir tek burası var sizi daha önce göndermek istediği ama şartların uygun olmadığı bu dünya şimdilik bize ev sahipliği yapacak. Sen benim oğlumsun gerçi oğul demek ne kadar doğru onu bilemiyorum saçların kısa gözlerin büyük ve yüzün kalın ama kendine dikkatlice bakarsan bir çok unsur henüz sende yok ve kesinlikte tamamlanmayacak. İnsanların ütopya dedikleri olguyu oluşturmak için tasarladıkları ırkın ilk örneğisin sen ve bende bu ırkı oluşturabilmek için yakalanmış ilk denek.. ele geçirilmek benim kaderimde var seninde var olmak ama merak etme senin bir kaderin yok sadece var olmak zorundaydın eğer beğenilmezsen, arzu edilen buluna kadar ortadan kaldırılmaya devam edileceksiniz.. ne üzücü ki bana bahşedilmemiş bir hisle sadece izlediğim kadarı ile bile seni onlardan kurtarmam gerektiğine inandım yapacaklarını gördüm ve bu beni delicesine korkuttu..
-korkmak mı şimdi sen bana bu durumdan ötürü korktuğunu mu söylemeye çalışıyorsun peki ya ben?
-hayır başına geleceklerden korkuyorum yani korkmuştum seni hayatım boyunca saklayıp kaçırmaya devam edeceğim
- peki ne kadar? Ortalama ömrümüz nedir?
-benim yok ben işim bitene kadar burada olacağım sonrasında işim başladığı yere dönüp diğer görevimi bekleyeceğim ama senin ömrünü henüz kestiremiyorum belki 200-250 sene kadar.
- ?! kaç sene lütfen kabus olduğunu söyle
- maalesef bunların hepsi gerçek yarı ölümsüz diyeceklerdi size
-bize??
-evet size sen ve senden sonrakilere
-hiç mi umut yok mutluluk için ?
-izin yok ki umut yaratabilelim..
- hangi zamandayız? Bunun bir zamanı var mı buranın bir tarihi var mı?
- hayır şuanda içinde bulunduğumuz an ne ölçülebilir nede zaman olarak hesaplanabilinir.. o yüzden yarı ölümlü olacaktın çünkü zaman olgusu hala kaldırılabilinmiş durumda değil…eş zamanlılığı bile hala çözemedi insanlık
- eğer zamanı yok edemiyor ama yarı hale indirebiliyorlarsa şimdi neden korktuğunu anlamaya başlıyorum.
- sen benim ilk ve tek çocuğumsun henüz doğmamış olman, hala şansımız olduğunu gösteriyor
-ne ne dedin doğmamış mı ? kusmak istiyorum, miğdem bulanıyor
Evet henüz doğmadın ve aslında ben burada değilim yaşadığımız bir var oluş örneği de değil zaten sen benim içimde,senin içinde yarattığım bir boyuttasın sana içinde ki içimden sesleniyorum.. evet biliyorum biraz kararsız ve olağandışı bir durum ama anlatabilmemim en kolay yolu bu.
-peki benden ne istiyorsun ne için bana ulaşmak zorunda kaldın eğer hala içindeysem?
- çünkü seni doğurmak zorundayım..seni içimden başka türlü çıkaramam tek doğum yolun beni öldürüp içimden seni almaları
- ulu tanrım bu nasıl bir ceza ki başımıza geliyor?
Sana verilmiş bir ceza değil bu…dedim ya başına gelecekler korkunç. silip, buruşturup atabileceğin bir hafızan olacak, yaşlanıp sarkmayan bir derin ve dökülmeyen hücrelerin olacak korumayı keşfettikleri en kısa zamanda da ölümü yok edecekler ama ölümün yok oluşu seninde sonun olacak çünkü deforme olmuş yapınla onlara artık bir hizmet veremeyeceksin üstünde yaptıkları o kadar araştırmadan sonra tek kullanımlık sayılıp çöpe atılacaksın ve ölümsüzlüğünden nasibini almış olacaksın
-peki nasıl kurtulmayı planlıyorsun bundan?
- sana şunu sormam gerek insan olmak ruhların bedenle çevrelenmesi çok cesur bir karardır ve sen her ne olursa olsun doğumuna haberci kaldığın gün bu cesareti gösterip bunu kabul ettin. Bu da ne kadar çok yaşamak istediğini gösteriyor her ne olursa olsun bunu başaracağına inanıp bu yolu seçtin. Şimdi ondan vazgeçebilir misin bir kez daha yaşan bir beden olmaktan vazgeçebilir misin eğer kendinden, ruhun ve etinden vazgeçersen seni doğurmadan azat edebilirim aynı zamanda sende beni kurtarıp serbest bırakmış olacaksın..?
-doğmak mı sen buna doğmak mı diyorsun ben resmen ölüyorum ….hiç düşünmeden vazgeçerim senin olmaktan…
- tek bir şartım daha doğrusu tek bir şansın ve mecburiyetin var eğer doğmaz ve insanlığın ölümü yenmesini beklemeye hazırsan bunu yapabilirsin, eğer ölümlüler hava soluyanlar olarak kalmaya devam ederse çok kısa süre yalnız olacaksın ama eğer hava solumayı bırakıp evrimleşme yoluna girerlerse uzun yıllar yüzyıllar hatta asılar boyu yaşayacaklardır demek bu senin sonsuza kadar yalnız yaşamana sebep olabilir. Sen ve ben sadece ikimiz yaşayacağız her şeyi görüp bilip sadece izleyerek ne diyorsun?
- her şeye rağmen seni tanımak güzeldi ,içinde bir yerlerde hep var olacağımı bilmekte beni mutlu ediyor
- teşekkür ederim hava soluyan…!
ablamın beyaz kilotlu çorabını giyip sabahın en karanlık saatinde anneme görünmeden evden kaçtım üstümde eski okul gömleğim beyazları sararmış yakalarının üstüne azıcık mor far sürdüm. ayaklarım çıplak tırnaklarımda ufak donuşlarla yapılmış sarı noktalar var yürümeye devam ediyorum uzun karanlık cadde de bir tek ben varım sanırım. hızlıca merdivenlerden inip denize yaklaşıyorum ve içine atlayıp korkuyla hemen geri çıkıyorum yanımda getirdiğim streç folyo ile vücudumu sarıp merdivenlerde sürünmeye başlıyorum yukarı çıkmak istemiyorum ama yanımda duran gölgelerden de uzak durmalıyım bu kadar beyazken zaten çok sevimsiz olduğumu söyledi en son da duran direk. ıslak vücüduma giremeyen hızlı rüzgar yüzüm de ki akmış rimellerle suratıma yanlızlığımı çiziyor. koşuyorum çünkü suratım artık ben olmuştum bunu kaçırmadan hemen kanıtlamalıydım yüzümde ki tamamlanmış ifadelerimi geri çekip anahtarı masanın üstüne bırakıp kendimi eve kilitledim. ayna ile yüzleştiğimde artık iyice bana dönmüştü dunyalı ruhum artık o değil ben idim. ayaklarımda ki sarı boyaları söküp yakıyor ve soğumadan ellerime üstüme yapıştırıyordum. uzunca bir süreden sonra kararımı verip ayaklarımdan yada en azından birinden feragat edebileceğimi fark ettim ve onsuz yani tek ayaklada yaşayabileceğime inandım..kestim ama belkide hala kesemedim sadece o artık yerinde yoktu evet yoktu ama yerinde hiç birşey yoktu ayaklarım birleşmiş ve bir bütünden çıkan iki ayrı ayak halini almıştı vücudumu saran bu darlık ellerimide alıp uzun kıvrık sarmaşıklara çevirdi yüzüm ise sisli bir bulutun içine sıkışmıştı evet ben dünyaydım artık suyu toprağı havayı temsil ediyordum ateşse yanan kalbimdi evren etrafımda insanlar içimde benden isteksizce dönüyorlardı kendi etrafında dönen bir plazma değildim ben canlı kalmak için hareket etmeme gerek yoktu sadece bana ihtiyaçları vardı ayaklarımı ayırıp içimde ki o sonsuz ırkı doğurmaya başladım dünyayı yeniden yaratıp içine kendi çocuklarımı yerleştirecektim anaları olmayı istemek yada istememek gibi bir şansım yoktu anaları idim hepsini terk edip kuzeye kimsenin bilmediği buzdan evime yerleştim içinde iki tane dinazor besliyorum bide ufak yavru bir pandam var hergün 3 tane yılan ile besliyorum dinazorlarımı ve dışkılarını suya bırakıp köpek balıklarına yediriyorum kanlarını çalıp pandama veriyorum pandamda onu içip her gece 6 tane yılan doğuruyor...ekolojiye değişimi sunmalıydım yavru olan pandam şimdi ayakları ile buzları kırıp bana soğuk buz şokları yaparak cildimi geriyor gerilen etlerimi ile yılanlarla sarıp kendimi dinazorlara yalatıyorum toparlanan etimden sıkılan insanlığıma yeni bir isim verdim "enerjizasyonelfonksiyonlarınındoğrulukaşamaları"
var olmayan sanatın hayranları,etruscuan'da amaçsızca birşeyler karalıyorlar,üretilmemiş uyşturucunun bağımlıları,3. dünya savaşı kuran borsacıları,telapatik duyarlılığı kesip çıkaranlar,RUH ORTOPEDİSTLERİ,adi suç müfettişlerini kınayan paranoyak stranç oyuncuları,şizofren yazılarda yerle bir olmuş bölünmüş yetkinin hizmetkarları.., ruhun tarif edilemeyen bozulmasını yargılıyorlar
kendileri sanırım bi korku film fetişisti super bi arşiv sahibi sanırım...
öhöm kendi çapımızda işte efenim merci .)